Bir dostu özlerse insan; hasretini gidermek için müşterek dostlarla bir araya gelir. Geçen hafta böyle bir meclis toplandı Yenikapı Mevlevihânesi’nde. Cinuçen Tanrıkorur vefat edeli 13 sene olmuştu. Her sene hiç olmazsa bir kere toplanmayı âdet edinen ahibbâ, onu kendi nağmeleriyle anmak için buluştu. 1998’de rahatsızlığı iyice ilerlemişken bestelediği Nişaburek Mevlevî Ayini ısıttı bu kez gönüllerimizi. İlk kez icra ediliyor, tabir-i diğerle ilk defa meydan görüyordu bu nağmeler. Heyecan, hüzün, mutluluk, huzur bir aradaydı.
İhya edildiğinden beri Yenikapı Mevlevihane’sinde düzenli olarak ayin-i şerif icra ediliyor. İstanbul Tarihî Türk Müziği Topluluğu da ayda bir kez çıkıyor bu meydana. Her mukabelede farklı bir ayin-i şerifi alıyor programına. Bu senenin son eseri; sanatkâr, bestekâr Cinuçen Tanrıkorur’un Nişaburek Mevlevi Ayini idi. Cinuçen Bey’i yâd etmek için çok münasip bir mekân Mevlevîhane. Zira tanıyanlar o meydan-ı şerife gönülden bağlı, tüm ehl-i tarike muhib, âşık bir zat olduğuna şehadet ediyor. 505 bestesi var, bunlardan 4’ü ayin-i şerif. Beyati Araban, Zâvil Aşiran ve Evcara âyinleri, hâl-i hayatında kendisinin de iştirakiyle icra edilmiş. Ancak Nişaburek besteyi icra etmek de, dinlemek de nasip olmamış. Nihayet geliyor vakit, meclis hazır. Biz göremesek de, eğer büyüklerin dediği gibi ‘ölen hayvan imiş, âşıklar ölmez’ ise Cinuçen Bey’in de hâzirûn arasında olduğunu ihtimal dâhilinde bulundurmak gerekiyor.
25 Haziran’da, vefatının sene-i devriyesine 3 gün kalmışken dostları, talebeleri, sevenleri Kur’an ve zikir meclisinde anıyor hocayı. Rahmet duaları gönderiliyor. Bâki kalan bu kubbede hoşbir sadâ ve o sadâ hâlâ yankılanıyor Cinuçen Bey’in ardından…
Nişaburek Mevlevi Ayini’ni Ame-rika’da, hasta yatağında besteliyor. Ve “Barihüda’ma” notuyla ‘çilekeş’ eşine ithaf ediyor. 28 Haziran 2000’de vefat eden hocanın son bestelerinden biri olan bu eser, 15 yıl sonra çıkıyor pîran huzuruna. Tasvir etmek bizim harcımız değil elbette ancak dinleyenlerde bıraktığı mânâ ve kulaklara yerleşen nağme, Meydan’a çok yakıştığına delalet ediyor. Birinci, ikinci, üçüncü ve nihayet dördüncü selamla giderek hızlanan kalp ritmini, “Cinuçen Bey herhâlde Kur’an’ı Kerim’i böyle okurdu!” dedirtecek bir kıraat sükûna davet ediyor. Sonra rahmet temennileri, Fatihalar…
Koltukları dolduran kalabalık; bir dost davetine icabet ederek toplanmış. Hayatını eşinin mirasını sürdürmeye adayan Barihüda Tanrıkorur tek tek ilgileniyor misafirlerle. Meydan’da İstanbul Tarihî Türk Müziği Topluluğu mensupları, mutrihhânede topluluk sanatçılarına ilaveten hocayla birlikte meşk etmiş, onun rahle-i tedrisinden geçmiş icracılar; Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürü, tambur sanatçısı Murat Salim Tokaç, Ûdî Necati Çelik, Neyzen Yavuz Akalın ve Tanrıkorur’un tüm eserlerini ezbere bilen hafız Ali İnan var.
Bestelediği 4 Mevlevî Ayini içinde icra açısından en zoru Nişaburek beste. Bu zorluk makamın karakterinden kaynaklanıyor. Kendine has bir musiki dili kuran Tanrıkorur, üslubunun bütün özelliğini yansıtmış esere. Ehline göre; Cinuçen Bey’in eserlerine aşina biri dinlediğinde bu bestenin ona ait olduğunu kolaylıkla anlar, ki bu bir bestekâr için çok mühim özellik. Nağmelerin her kıvrımı, makamlar arasındaki geçişler, iniş ve çıkışlar bestekârının ustalığından ve titizliğinden izler taşıyor. Musikiyi dil gibi, millî kimliğin temel taşı kabul ediyor Cinuçen Bey. Ve bir müzik kimliğine sahip olmayı çok önemsiyor. Ömrünü bu kimliği hayata inşa etmeye ve o şuura sahip insan yetiştirmeye vakfediyor. Ölüm döşeğinde bile “Yâ Rabbi! Bana sıhhat ver, beni ayağa kaldır. Biraz daha çalışayım…” diye yalvarıyor. “Kendim için istemediğimi biliyorsun. Şu sahipsiz ve kimsesiz memleketim için biraz daha çalışayım… ‘Yeter!’ diyorsan sen bilirsin Yâ Rabbi… Ama daha ne yaptım ki! Süheyl Ünver’lere göre Ekrem Hakkı Ayverdi’lere göre yaptıklarım ne ki?!” İşte bugün, bu salon veriyor sorunun cevabını. ‘Çok şey yaptınız Cinuçen Bey! Size şükran borçlu olmamıza yetecek kadar çok şey!…’
1 temmuz 2013








