Asitane, tarikati kuran pirin medfun bulunduğu tekke manasına geliyor. Misbah Efendi’nin neredeyse 60 senedir emanetçisi olduğu; Tophane sırtlarında, Firuzağa Camii’nin arkasındaki Kadiri Yokuşu’nda bulunan tekke, Abdülkadir Geylani Hazretleri’nin halifelerinden İsmail Rumi (k.s.) tarafından 1630 senesinde kuruluyor. Kastamonu’nun Tosya kazasında medrese tahsiline devam ederken Abdülkadir Geylani’nin manevi daveti üzerine, Bağdat’a giden İsmail Rumi, burada 40 gün manevi terbiye aldıktan sonra yine manevi bir işaretle İstanbul’a gönderiliyor. Şeyh Efendi’, Fatih’te de 40 gün kalıyor. 41’inci gün tekkenin bugün bulunduğu yerde hizmete başlaması emrediliyor. Hacı Piri adında yaşlı bir zatın bostanı üzerine kurulan semahane ve mescidde irşad faaliyetlerini sürdüren İsmail Rumi, bir sene sonra mana âlemine çekilince tekkenin bahçesine sırlanıyor.
1925’te tekke ve zaviyelerin seddine dair devrim kanunu çıkana kadar İsmail Rûmi Hazretleri’nin soyundan gelen 19 şeyh efendi hizmet ediyor Kadiri Asitanesi’nde. Kanun çıkıp semahanenin kapısına mühür vurulduğunda ehl-i tarikin Gavsü-l Meşayıh kabul ettiği Şeyh İsmail Gavsî Efendi yürütüyor postnişinlik vazifesini. “Kapılara kilit vurulabilir ama gönüllere vurulamaz.” diyen şeyh efendi, harem dairesinde tarikat hizmetini sürdürüyor. 17 Nisan 1958’de vefat edene kadar Pir’inin emrinden ve dergâhının hizmetinden ayrılmıyor.
Geçen hafta vefat eden Reisü’l Meşayih, ‘Misbahu’l-meydan Hâdimu’l-fukara’ Mehmed Misbah Erkmenkul Efendi, 56 senedir yürüttüğü bu hizmeti babasından devralıyor. Zor günler de görüyor elbet. Fakat 4 asırdır süren geleneği devam ettiriyor. Gayreti ve fedakârlığı sayesinde Kadirihane, bugüne kadar tasavvuf hizmetini kesintisiz devam ettiren birkaç tekkeden biri oluyor.
Sohbetinden feyz almış, sofrasından nasiplenmiş, duasıyla sükûn bulmuş insanların hüznünü bir nebze olsun aktarabilmek için gittik bu kadar geriye. Zira ancak bu sayede mümkündü siyah, beyaz, kırmızı, yeşil tac-ı şerifleri, sikkeleri, haydarileri ile cenazeye iştirak eden muhtelif meşreplerden dervişânın yüzündeki hüznü, sesindeki kederi anlatmak. Tophane sahilinde, şeyhi ve babası Gavsi Efendi’nin cenazesinin de kaldırıldığı Kılıç Ali Paşa Camii’nde kılınan cenaze namazıyla uğurlandı Misbah Efendi. Tophane sokakları böyle bir vedaya sahne olmayalı uzun zaman olmuştu. Namaz sonrası dervişlerin omuzlarında kelime-i tevhid ve ism-i Celal zikri eşliğinde taşındı Şeyh Efendi’nin tabutu. Kalabalığın bir ucu tekkenin bahçesinde, diğeri Kadiri Yokuşu’nun sonundaydı. Zikir meydanı bu kez tekkenin bahçesinden sokağa taşmıştı. Uzak-yakın menzillerden koşup gelenler, yoldan geçenler, evinden, iş yerinden selama duranlar ve bizden ziyade diri olduklarını hesaba katacak olursak, hazirede medfun şeyh efendilerin iştirakiyle Kur’an-ı Kerim, dua ve salavatlarla; Pirinin, dedelerinin ve babasının yanına, tekkesinin bahçesine sırlandı Misbah Efendi. Sonra tıpkı kendisinin de yaptığı gibi misafirlerine çay ikram edildi hemen. Abdülkadir Geylani, İsmail Rumi, sair şeyh efendiler ve Misbah Efendi’nin misafirlerini ikramsız, lokmasız göndermek olmazdı… Menzili mübarek olsun…
ŞEYH MİSBAH EFENDİ EL TOPHANEVÎ
Emin Dedret İşli*
17’nci yüzyılda İstanbul’da inşa edilen ilk Tarik-i Kadiriye merkezi Kadirîhane, kurucusu ve ilk Şeyhi İsmail Rumi’den tekkelerin sırlandığı 1925 yılında hayatta bulunan İsmail Gavsi Bey’e kadar önemini korumuştur. İstanbul’da kurulan ilk Kadirî tekkesi oluşu, Kadirî tarikatının Pir-i Sanisi (İkincipiri) sayılan İsmail-I Rumi’nin burada gömülü oluşu nedeniyle İstanbul’da Asitane olarak kabul edilmiştir. Osmanlı’nın hükümrân olduğu yerlerdeki bütün Kadirî tekkelerinin şeyh tayinleri Tophane’deki bu Asitanenin onayı ile yapılmaktaydı.
İstanbul Tekkeleri tarihinin son dönemine damgasını vurmuş olan Meclis-I Meşayih’e uzun yıllar reislik eden Ahmed Muhyiddin Efendi yine Kadirî Asitanesi şeyhidir. Bütün bu önemli noktaların merkezi olan Kadirihane’nin son şeyhi İsmail Gavsi [Erkmenkul] Bey’in oğlu olan Misbah Efendi büyük bir tasavvuf ve musiki kültürü içinde doğmuş, büyümüştür. Doğduğu dergâhın kültürel, tarihî bir merkez olduğunu küçük yaşlarda idrak eden Misbah Efendi, İsmail Gavsi Bey ve dergaha müntesib kişilerin bütün hareketlerini izlemiş, onların bilgi ve görgülerini öğrenmiş, hafızasına kaydetmişti. Son devrin sayılı tasavvuf ve musiki üstadlarının toplandığı bir mahfil olan Kadirihane’de küçük yaşta geçirdiği bir kazanın olumsuz etkilerine rağmen hizmet etmeye, eskiyi en mükemmel bir şekilde yaşatmaya devam etmiştir.
Sadettin Heper, Hopçuzade Şakir Çetiner, Ali Rıza Şengel, Cemaleddin Server Revnakoğlu, Hüseyin Sıdkı Köker gibi tasavvuf ve musiki üstadlarının dizi dibinde yetişen, onlardan ders alan Misbah Efendi son dönem tasavvuf musikini hafızasında tutan insanlardan biriydi. Kadiri tarikatinin usul ve adabını, Kadirihane Asitanesinin kendine has âdetlerini en ince noktasına kadar bilen Misbah Efendi son devrin Reisü’l Meşayihi (Şeyhlerin reisi) sayılırdı. Uzun yıllar Elektrik idaresinde devlet memuriyetinde de bulunan Misbah Efendi bildiklerini gelecek kuşaklara aktarmak için çok çaba göstermiş, dergâhların kapanmasından sonra babası İsmail Gavsi Bey gibi Kadirihane’deki geleneksel kültürün yaşatılması için maddi ve manevi büyük fedakarlıklarda bulunmuştur.
2 Nisan 1997 günü akşam saat 20.00 sularında cami üst katındaki, imamın mesken olarak kullandığı ahşap odalarda elektrik kontağı sonucu çıkan yangında, Kadirihane’nin büyük bir bölümü yanmıştır. Bu yangın sonrasında Misbah Efendi cansiparâne bir gayretle dergâhın onarım ve yeniden ihyasına girişmiş ve asitaneyi yok olmaktan kurtarmıştır. Kadirihane’nin bani-I salisi (Üçüncü banisi) olmaya hak kazanmıştır. Vefatıyla tasavvuf hayatında, musiki vadisinde, kültürel alanda büyük bir kayba sebeb olan Misbah Efendi’nin hayrü’l-halefioğlu Eren Erkmenkul’dan dedeleri ve babasının açtığı yoldan gitmesini beklemek en doğal hakkımızdır. Rahmetullahi rahmeten vasia.
(*) Sahaf, Araştırmacı








