İran Devrimi’nin önemli isimlerinden Şeriati’nin vefatı’nın üzerinden 29 yıl geçse de fikirleri hâlâ tartışılmaya devam ediyor.1979 İran Devrimi’nin fikir babası sayılan Ali Şeriati hakkında yazılıp söylenenler bir entelektüelin hayatına ışık tutmaktan öte bir devri sosyal, kültürel ve siyasî açıdan tanımak açısından önemli. İran’ın yakın tarihi, devrim ve siyasi çalkantılar dönemi olarak kabul edilebilir. 1900’lerin başında liberal devrim ve sonrasında 1950’lere kadar süren Şah döneminde Şah, İran’ın sekülerleşmesinin keyfini sürerken halk mahrem kalan dindarlığı ile sokak arasında ikili bir hayat sürdürüyordu. Bu ortamda ilk kıvılcımları görülmeye başlayan muhalif hareketin birinci halkasında Muhammed Taki Şeriati, ikincisinde ise oğlu Ali vardı. ‘Modernliğe duyulan hakiki ihtiyaçla İslam’ı koruma mücadelesi arasına sıkışmış’ genç nesil için her iki isim de çok önemliydi.
1950’lerin başlarına kadar kendine edebiyatla, şiirle kuşatılmış bir hayat kuran Ali Şeriati, siyasi ve sosyal konularda konuşmaya başladığında 20’li yaşlardaydı. Bu kırılmanın sebebi petrolün millileştirilmesi hareketi idi. Sloganlar, o dönemde idealist bir lise öğrencisi olan Şeriati ve arkadaşlarını kendi dünyalarından koparmaya yetmişti. Nitekim Şeriati sonradan o günleri “Aniden bir kasırga patladı ve dünya barışını altüst etti. Her köşeyi mücadele fırtınaları sarmış ve sakin inziva köşemde beni de sarsmıştı derken öykü başladı.” diye anlatıyor. Şüphesiz Şeriati’nin dile getirdiği görüşlerin etkisi, yaşadığı dönem ve coğrafya ile sınırlı kalmadı. Aradan yıllar geçmiş olsa da İslam dünyasında Ali Şeriati’nin fikirleri tartışılmaya devam ediyor.
Ali Rahnema’nın hazırladığı ve Kapı Yayınları’ndan çıkan ‘Bir İslamî Ütopyacının Siyasi Biyografisi’ kitabı, Şeriati’yi ve yaşadığı dönemi anlamak için bir rehber niteliğinde. Rahnema’nın önsözde aktardığı anekdot gösteriyor ki Şeriati söz konusu olduğunda İran’da da dünyanın geri kalanına benzer bir kafa karışıklığı mevcut: Yazar’ın kitap için kaynak taraması yaptığı günlerde tanıştığı bir sahaf samimiyetle itiraf ediyor: “Şeriati hakkında çok şeyler söyleniyor ama bu adamı hiçbir zaman tam olarak anlayamadım. Evliya mıydı yoksa şeytanın ta kendisi mi?..”
24 temmuz 2006








