Dünya Sağlık Örgütü’nün yayımladığı son raporda önümüzdeki 10 yılda kanser vakalarının yüzde 325 artacağı öngörülüyor. Başka bir ifadeyle kansere yakalanma riski giderek yükseliyor. Kanser hastaları için hayati öneme sahip Kemik İliği Bankası’nda yeterli bağış bulunamadığından son 6 yılda sadece altı nakil yapılabildi. “Halen yurtdışında tedavi gören ve kemik iliği nakli bekleyen genç beyin cerrahı hastamıza yardımcı olmayı düşünür müsünüz? Yapılacak test sonuçları uygun bulunup yardımcı olmayı kabul eden kişiye, naklin gerçekleştirilmesi halinde değeri 10 milyar liradan az olmamak şartıyla mükâfat verilecektir.”
Bu ilân Mart 1999’da gazetelerde yer aldı. ABD’de tedavi gören lösemi hastası Dr. Oktar Babuna için ilik aranıyordu. Medyanın da desteğiyle kampanya kısa zamanda Türkiye genelinde yaygınlaştı. Birkaç ay içinde, gönüllü vericilerin sayısı 200 bine yaklaştı. Toplanan kanlar sadece Dr. Babuna değil, tedavisi süren birçok hasta için büyük önem taşıyordu. Bu hastaların tedavisi için adeta milli seferberlik başlatılmıştı.
Ancak kampanyanın arkasındaki rüzgâr birkaç ay sonra yön değiştirdi. Çalışmalar, önceleri nakil bekleyen hastaların kurtuluş ümidi olarak lanse edilirken bu kez polemik konusu oldu. Komplo teorileri, test için ABD’ye gönderilecek kanlardan Türklerin DNA şifresinin çözüleceğine kadar vardırıldı. ABD’ye giden kanlar, test parası ödenmediği için geri dönmedi. 105 bin kan örneği, aralarında International Support for Bone Marrow Drives Ltd. Laboratuvaları’nın da bulunduğu 9 ayrı kurumda beklemeye bırakıldı. Bir süre sonra hem bu tartışmalar hem de lösemi hastaları unutuldu. Ta ki İstanbul Üniversitesi Kemik İliği Bankası yeni bir kampanya başlatana kadar…
6 yılda 30 bin bağış
Lösemi ve diğer bazı kanser türleriyle birlikte radyasyon zehirlenmesi, bazı anemi türleri ve kan hastalıklarının yüksek oranda tedavisi kemik iliği nakli ile mümkün. İlik nakli, kemoterapi ve radyoterapiden sonuç alamayan hastaların son şansı. Aile içinden uygun doku bulunamazsa dışarıdan nakil gündeme geliyor. 6’da 6 uyum zorunluluğu olan uygun dokunun aile içinden bulunması ihtimali yüzde 25-30 civarında. Aile dışı ilik naklinde ise bu şans 20 binde 1 ile 60 binde 1 arasında değişiyor. Bu rakamlar göz önüne alındığında dünya genelinde tüm hastaların istifade edebileceği gönüllü vericilerin listelendiği ilik bankalarının önemi ortaya çıkıyor.
Türkiye’deki ilk kemik iliği bankası, 1998’de İstanbul Üniversitesi bünyesinde kuruldu. Oktar Babuna için başlatılan kampanya esnasında yaşanan tartışmalar nedeniyle 5 yıldır adından söz edilmeyen banka, geçtiğimiz aralık ayında yeniden gündeme geldi. Dünya Kemik İliği Bankası’na üyeliği tehlikeye giren Çapa Tıp Fakültesi Kemik İliği Bankası için 2 bin 500 yeni verici gerekiyordu. Başlatılan kampanya başarılı oldu ve bankanın verici sayısı birkaç ay içinde 30 bini aştı. Ankara Üniversitesi Kemik İliği Bankası’nda bulunan 2 bin 500 verici de hesaba katıldığında ortaya çıkan rakam tedavi için uygun ilik bekleyen hastaların çaresizliğini açıkça ortaya koyuyor. Verici sayısı yeterli olmadığından 6 yılda sadece 6 nakil gerçekleştirilebildi.
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kemik İliği Bankası Transplantasyon Koordinatörü Doç. Dr. Sarper Diler, halen yurtiçi ve yurtdışından 800’ün üzerinde kayıtlı hastaları olduğunu söylüyor. İstanbul Üniversitesi Kemik İliği Bankası’nın Dünya Kemik İliği Federasyonu’na üye olduğunu dile getiren Diler, genetik yakınlık olmadığı için federasyonun oluşturduğu havuzda bulunan 40 ülkeden 10 milyon civarındaki vericiden yararlanma şansının düşük olduğunu belirtiyor: “Genetik yakınlık nedeniyle aynı coğrafyada yaşayan insanlar arasında doku uyumu yakalamak daha kolay. Bu nedenle her ülke kendi havuzundaki verici sayısını arttırmaya çalışıyor.”
Herkesin yapabileceği bir şey var
Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) yayımladığı son raporda önümüzdeki on yılda kanser vakalarının yüzde 325 artacağının öngörüldüğünü söyleyen Diler’e göre, kanser vakalarında gözlenen artış ve hastalıkların seyrindeki anilik dikkate alındığında herkesin risk altında olduğunu söylemek mümkün. Bu nedenle bugün kemik iliği bağışının ne kadar önemli olduğunu görmeyen kimselerin ileride ilik nakline ihtiyaç duyma ihtimalleri çok yüksek.
Kemik İliği Bankası’na gereken 2 bin 500 vericiyi sağlamak için başlatılan kampanyaya farklı kesimlerden binlerce insandan cevap geldi. Bireysel katkıların yanında kurumların da destek verdiği ilik bağışı kampanyasına Kent Gıda 828 gönüllü vericiyle katıldı. Sosyal sorumluluk ilkesi gereği duyarsız kalmalarının mümkün olmadığını ifade eden Kent Gıda Endüstri İlişkileri Koordinatörü Turgut Baydar, birkaç ay önce bir fabrika çalışanına lösemi teşhisi konmasının duyarlılıkları üzerinde etkili olduğunu ifade ediyor.
İstanbul Üniversitesi Kemik İliği Bankası, gerekli vericilere ulaştı ve kapanma tehlikesini atlattı. Ancak şimdi yeni problemlerle karşı kaşıya olduklarını söyleyen Doç. Dr. Sarper Diler, vericilere yapılacak testlerde kullanılacak tıbbî malzeme ve yeni cihazlara ihtiyaç duyduklarını belirtiyor. Laboratuvar teknik anlamda yeterli olmadığı için yeni bağışların değerlendirilmesinde sıkıntı yaşanıyor. İlik bankasını desteklemek isteyenlerin yapabilecekleri çok şey olduğunu söyleyen Diler, www.kemik-iligi.org adresini ziyaret etmenin bile banka için önemli olduğunu söylüyor.
Bir gün sizin de ihtiyacınız olabilir
Her nakil, bir anlamda uçurumun kenarında duran birini güvenli bir yere çekmek anlamına geliyor. Çevre şartları da dahil birçok faktör sebebiyle sayıları hızla artan lösemi hastalarından biri olan Prof. Dr. Zeki Soysal, İstanbul Üniversitesi Kemik İliği Bankası aracılığıyla uçurumun kenarından dönenlerden biri. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Soysal’ın rahatsızlığı, Ocak 2003’te bacağında oluşan bir kızarıklıkla başlamış. Enfeksiyon olduğu düşünülen kızarıklıkların gerçek nedeni, ancak ileri tetkikler yapıldıktan sonra ortaya çıkmış.
“Lösemi teşhisi koyulduğunda hastalık hücrelerin yüzde doksanına yayılmıştı. Vücutta kan yapan tek bir hücre kalmamıştı.” diye anlatıyor Zeki Bey rahatsızlığını. Aileden kimsenin dokusu uymayınca Kemik İliği Bankası’na müracaat eden Soysal’a Almanya’daki İlik Bankası’na kayıtlı iki ayrı vericiden uygun doku bulunmuş. 2004 yılı mart ayında yapılan ilk nakil başarılı olmayınca nisan ayı sonlarında ikinci vericiden alınan ilikle bir operasyon daha yapıldığını söyleyen Soysal, uygun doku bulmak bu kadar zorken iki verici birden bulmuş olmasını “Allah’ın bir mucizesi” olarak yorumluyor. Zeki Bey, en çok, iyileşmeleri mümkün olduğu halde kamuoyunun yeterince duyarlı davranmaması yüzünden kaybedilen hastalara üzülüyor. Soysal’a göre ilik naklinin önemi ve kolaylığı ne kadar çok insan tarafından bilinirse hastaların şansı da o kadar artar.
“Hastanız ölüm kalım mücadelesi verirken hissettiğiniz çaresizlik anlatılamaz.” sözleri ise Soysal’ın eşi Mefruze Hanım’a ait. Uygun doku bulunmasını beklerken yaşadıkları süreci bu sözlerle özetleyen Mefruze Soysal, bu süre zarfında en fazla trombosit bulmakta zorlandığını anlatıyor: “Zeki Bey’in kanındaki trombosit oranı çok düşük olduğu için aylarca gün aşırı trombosit alması gerekiyordu. Kızılay Kan Merkezi’nde bulunmadığı için hastaneden haber gelince sokağa çıkıp verici arıyordum. Bir gece saat 3’te yine hastaneden arayıp eşimin kanama geçirdiğini ve trombosit gerektiğini söylediler. Arabaya bindim ve yola çıktım. Kuştepe’ye geldiğimde arka sokaklardaki barlar geldi aklıma. Barları tek tek dolaşıp kan verecek birini aradım, ama bulamadım…” İlik nakli geciktikçe sıkıntıların katlanarak arttığını söyleyen Mefruze Hanım, eşinin hastanede olduğu süre içinde uygun ilik bulunamadığı için birçok hastanın kaybedildiğine şahit olmuş.
Bürokrasi sıkıntıyı katlıyor
İstanbul Üniversitesi Kemik İliği Bankası aracılığıyla umutları tazelenenlerden biri de 16 yaşındaki Hande Sekitmez. Hande’nin rahatsızlığı da tıpkı diğer hastalarınki gibi ani gelişmiş. Boğaz ağrısı ve vücudunda oluşan kızarıklıklar nedeniyle doktora giden Hande’ye tetkikler sonucunda lösemi teşhisi koyulmuş. Antibiyotik tedavisinden sonuç alınamayınca da ilik nakli gündeme gelmiş. Sekitmez ailesi 8 aydır tedavi gören Hande için uygun ilik bulunduğu haberini 31 Aralık akşamı almış. 15 yaşında ağır bir hastalıkla mücadele etmek durumunda kalan Hande, bir hastanın yaşadığı sıkıntıyı ancak kendi durumundaki birinin anlayabileceğini düşünüyor: “Uygun ilik bulunduğu haberi gelince dokular başka bir hastaya da uyuyorsa önce ona nakil yapılmasını istedim. Ben iyiyim dedim, ama sanırım başkasına uymuyor.”
Sekitmez ailesinin Hande’nin hastalığını öğrenince yaşadığı şoku atlatması kolay olmamış. “Halsiz olduğunu söylüyor, çabuk yoruluyordu ama aklımıza hiç böyle bir şey gelmemişti.” diyen Fulya Sekitmez, bir yandan kızının tedavisi ile ilgilenirken öte yandan da İlik Bankası’nın kampanyasını yaygınlaştırmaya çalışıyor: “Ölüm kalım mücadelesi veren yüzlerce hasta var ve bir tüp kan vererek onlar için bir ışık yakmak mümkün.”
Fulya Hanım’a göre ilik naklinin organ nakli gibi zor bir operasyon gerektirdiği düşünüldüğü için yeterli bağış yapılmıyor. Hasta yakınlarını en fazla gereksiz bürokrasinin yorduğunu söylüyor. Kurumlar arasında uygulanan bürokrasi nedeniyle aylarca SSK Göztepe Hastanesi’yle Cerrahpaşa Tıp Fakültesi arasında sevk evrakı taşımak zorunda kalan Sekitmez, bir kurumun bir başka kurumdan alınan raporu tanımamasına anlam vermekte zorlanıyor.
NASIL VERİCİ OLUNUR?
Kalp rahatsızlığı ve bulaşıcı rahatsızlığı olmayan, daha önce kanser tedavisi görmemiş 18-55 yaş arası herkes verici olabilir. Kemik iliği bağışında bulunmak içir 5 ml’lik bir tüp kan örneği vermeniz ve ‘Kemik İliği Bağış Formu’ doldurmanız yeterli. Doku uyumu olursa iliğin bir hastaya uyması durumunda tekrar kan verilir. Testler sonucunda ilik uyarsa, kısa bir ilaç tedavisi sonrası kan bağışı yapar gibi kemik iliği hücreleri bir makineyle toplanır. İlik bağışı gönüllülük esasına dayandığı için verici istemediği takdirde bağış yapmaya zorlanamaz ve bir kez kemik iliği verdikten sonra bankada kayıtlı kalmak ya da kalmamak isteğe bağlıdır.
7 şubat 2005








