Orada duyulacak eski kâğıt kokusu inşa eder zevkin ilk binasını zihinlere. Yol, müstaid olan için hayli kolaylaşmıştır artık. Bize düşen aracılık etmek. İstanbul Sahafları’nı mübtedileriyle buluşturan festival bir kez daha gündemimizde. Görünen o ki dillerimizi ‘Geleneksel Beyoğlu Sahaf Festivali’ demeye hazırlasak yeridir. İlk yıllarda ‘Allah taklidimizi tahkike tebdil eylesin’ temennisiyle yola koyulan kervan, ağır da olsa eksiklerini tamamlıyor. Bu yıl 70’e yakın sahafın katıldığı etkinlikte bir kez daha hatırlatıldı kime ‘sahaf’ denmesi gerektiği. ‘Kitabın şeklini, cildini, kâğıdını, lisanını, yazarını, muhtevasını bilecek, kıymetini takdir edecek; bir ustanın yanında çıraklıkla başlayacaksın işe. Mesleğe erbap olmak için çok paradan önce çok bilgi gerekiyor. Kitap sevmek her şeyden önce bir amatör zevki zira. Geçen sene pek çok temenni sıralanıyordu; uluslararası boyutlara taşınsın, sahafla ikinci el kitap birbirinden ayrılsın, söyleşiler düzenlensin, kapanış müzayedeyle yapılsın… Diğerleri değilse de müzayede gerçekleşiyor bu yıl. 28 Eylül’e kadar sürecek 4. Sahaf Festivali’nin son günlerinde meraklıları 100 nadir eser için birbiriyle yarışacak. Bir de küçük not iletelim. Geçen yıllarda ancak birkaç kişinin dile getirebildiği ‘Beyazıt’taki Sahaflar Çarşısı’nın haylidir sahaflarla pek ilişkisi kalmadı’ şikâyeti, bu sene hem de açılış töreninde İstanbul İl Kültür Müdürü Ahmet Emre Bilgili’nin dilindeydi. Tez elden yapılması gerekenleri de sıraladı Bilgili. Haydi hayırlısı…
20 eylül 2010








