Farklı şehir ve üniversitelerden gelmiş yüze yakın kişiydik. Bir hafta boyunca Meclis’te oluşturduğumuz Model Parlamento’da Türkiye’nin sorunlarını tartışıp kanun tasarıları hazırladık. Sahiden milletvekili gibiydik. O kadar ki ikinci gün konuşmacıları dinlemek yerine tak tak tak masaya vurmaya başlamıştık.” Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencisi Yasemin Akyol ve arkadaşları milletvekili olmasalar da bu olayların cereyan ettiği yer TBMM. Sivil toplum ve siyaset konusunda duyarlı gençlerin Meclis’te bir araya gelme vesilesi ise Uluslararası Cumhuriyetçiler Enstitüsü (IRI) Türkiye temsilciliğinin düzenlediği Gençlik Meclisi programı. IRI, önümüzdeki yaz dördüncü kez henüz seçilme yaşına gelmemiş vekil adaylarını meclise taşıyacak.
Gençlik Meclisi, 13 yıldır Türkiye’de faaliyet gösteren kurumun son projesi. IRI, dünyaya demokratikleştirme zaviyesinden bakan bir kuruluş. 1983’te dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan’ın “birileri çıksa da henüz demokrasiye geçmemiş ülkelerde buna hız verecek işler yapsa” mealindeki sözlerinden hareketle kurulan IRI, bugün 60 civarında ülkede çeşitli projeler yürütüyor. Maksat demokrasiye yatırım yapmak olunca faaliyet alanı Ortadoğu’dan Latin Amerika’ya, oradan Afrika’ya uzanan bir coğrafyayı kapsıyor.
Kurumun başında ABD Dışişleri Bakanlığı’nda demokrasi, çalışma ve insan hakları genel sekreter yardımcılığı, Ortadoğu ve Çin’de yürütülen demokratikleşme programı sorumluluğu yapan Lorne Craner var. Yine IRI’da bir dönem görev yapan Scott Carpenter şu anda ABD Dışişleri bakan yardımcılığı görevinde. Kurumun mütevelli heyetindeki isimler de büyük oranda Dışişleri Bakanlığı ile teması olmuş kişiler. Yani IRI ile bakanlık arasında çift yönlü bir ilişki mevcut. Kurumun dünya genelinde yürüttüğü faaliyetlerin amacı iki kelimeyle izah ediliyor: “Demokrasiyi yaygınlaştırmak.” Her birim bu amaç doğrultusunda kendi ülkesinin ihtiyacına göre projeler hazırlıyor. Türkiye’deki faaliyetler de İstanbul’daki ofisin üç çalışanı tarafından yürütülüyor.
IRI’nın Türkiye’ye geliş tarihi 1993. 2004’te yeni Dernekler Yasası yürürlüğe girene kadar yabancı kuruluşların Türkiye’de çalışma imkânı olmadığı için IRI da kendi adıyla varlık gösterememiş. Yaklaşık 5 yıldır Türkiye temsilcisi olan Ayşe Arkış, bu kanunî engele rağmen siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları ile çeşitli projeler yürüttüklerini anlatıyor. Kanun çıktıktan sonra dernekleşmek için başvuran ilk yabancı kurum da yine IRI olmuş. İlk 5 yıl parti içi demokrasiyi güçlendirmek için çalışan ofis, 1998’den beri gençlere yönelik projeler uyguluyor. 1998’de Türk gençlerinin toplumsal konulardaki duyarlılığını daha net görebilmek için yaptırılan kamuoyu araştırması doğru noktaya temas edildiğini ortaya koymuş. Zira anket sonuçları Türkiye genelinde gençlerin sosyal ve politik katılım oranının yüzde 1 civarında olduğunu göstermiş. Arkış’ın verdiği örnek, tabloyu oldukça çarpıcı bir şekilde yansıtıyor. “Aldığınız süt bozuk çıkarsa ne yaparsınız?” sorusuna, “Bakkalla uğraşmaktansa dökmeyi tercih ederim.” diyen gençler, “Peki elinize ülkeyi değiştirmek için bir fırsat geçerse kullanır mısınız?” denildiğinde şaşırtıcı şekilde “evet” karşılığını vermiş.
KATILIMCI GENÇLER ARANIYOR
Bu tablonun sonucunda Arı Hareketi ile birlikte başlatılan Arama Konferansları ve devamı niteliğindeki GençNet projesi çıkmış. Sivil toplum katılımını artırmak amacıyla şehir şehir dolaşan ekip, üniversite öğrencileri ile kendi sorunlarını nasıl çözebileceklerini tartışmış. Arama Konferansı’nı şu anda Arı Hareketi sürdürüyor. Öncelikle yaşadıkları şehirlerin problemlerine çözüm aramaya sevk edilen gençler, yılda bir kez İstanbul’da toplanan Ulusal Konferans’ta da Türkiye’nin meselelerini masaya yatırıyor.
GençNet ve Ulusal Konferans’ı Arı Hareketi’ne devreden IRI’nın son projesi Gençlik Meclisi. Çalışmanın amacı, Türkiye nüfusunun yüzde 65’ini oluşturan 35 yaş altı kesimin politik katılımının artırılması. Türkiye’de seçmenlerin yüzde 41’ini 18-25 yaş arası gençler oluşturuyor. Mevcut potansiyel dikkate alındığında bu yaş grubuna yapılacak yatırımın anlamı da belirginleşiyor. İyi eğitim almış, siyasete hevesli ve istikbal vaat eden gençlerin kabul edildiği Gençlik Meclisi de Ulusal Konferans gibi Türkiye’nin her yerinden katılıma açık. 25 yaşını aşmamış toplumsal konularda duyarlı her üniversiteli ön elemeyi geçtiği takdirde meclis çalışmalarına katılabiliyor. İlk kez IRI tarafından başlatılan staj projesi sayesinde 81 ilden genç, bir ay boyunca parti genel merkezleri ve TBMM’de tecrübeli siyasetçilerin yanında çalışma imkânı buluyor. Üçüncüsü geçtiğimiz şubat ayında düzenlenen programa katılan öğrencilerden 47’si milletvekili yanına yerleştirilmiş. Başından beri IRI’nın çeşitli faaliyetlerine katılanların sayısı 5 bin civarında. Etkinliklere katılan her öğrenci veri tabanına kaydediliyor. Zaman zaman çeşitli aktivitelerde bir araya gelen bu gençler IRI’nın projeleri sayesinde siyasiler, akademisyenler ve yurtdışından gelen uzmanlarla tanışıp uzun vadeli bağlantılar kurma imkânı da elde ediyor.
Gençlik Meclisi’ne seçilen öğrenciler 3 hafta boyunca parti genel merkezi, meclis ihtisas komisyonları ya da milletvekili yanında staj yapıyor. 2005 yılında yaz programına katılan Bahçeşehir Üniversitesi öğrencisi Yasemin Akyol, işleyişi yakından gördükleri için kısa sürede çok şey öğrenme imkânı elde ettiğini anlatıyor. Nitekim Anavatan Partisi Genel Merkezi’nde staj yapan Akyol, her fırsatta eleştirilerini dile getirmesine ve kendisini sola yakın hissettiğini belirtmesine rağmen fikirleri dikkatle dinlenmiş. Akyol gözlemlerini aktarırken İstanbul’a döndükten sonra Genel Merkez tarafından hazırlanan kanun tasarılarının ‘oku ve fikrini söyle’ diyerek kendisine gönderilmesi karşısında duyduğu şaşkınlığı da gizlemiyor.
ABD’NİN DEMOKRASİ FONU 4,6 MİLYAR DOLAR
Yüzlerce genci TBMM’ye taşımak ayrıca bir ay boyunca tüm masraflarını karşılamak üstesinden kolay gelinir bir iş değil. Zaten 2004’e kadar kimsenin aklına da benzeri bir çalışma yapmak gelmemiş. Gençlik Meclisi’nin ilk adımı da siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler eğitimi alan gençlerin staj yapabileceği bir program olmadığının fark edilmesiyle atılmış. IRI, projeleri için National Endowment for Democracy (Ulusal Demokrasi Vakfı, NED) ve Agency for International Development’dan (Uluslararası Kalkınma Birliği) fon sağlıyor. Gençlik Meclisi’nin sponsoru, IRI ile aynı yıl ve aynı maksatla kurulan NED. Türkiye ofisinin sorumluları bütçelerini açıklama yetkisine sahip olmadıklarını söylüyor. Ancak New York Times’ın haberine göre IRI’nın dünya genelinde uygulanan projeler için 2003 bütçesi 26 milyon dolarken 2005’te bu rakam 75 milyon dolara çıkmış bulunuyor. Başkan Bush’un açıklamasına göre ABD’nin 2005 yılında dünya genelinde ‘demokrasi inşâ etme etkinlikleri’ne ayırdığı rakam da 4,6 milyar dolar.
IRI’nın diğer ülkelerde yürüttüğü projeler de Türkiye’dekilerle aynı paralelde. Ancak gençlerin iyi bir fırsat olarak gördüğü IRI faaliyetlerine yönelik eleştiriler de var. Rusya Devlet Başkanı Vladımir Putin’in Ukrayna’da yaşanan Turuncu Devrim’den sorumlu tuttuğu IRI, Haiti ve Venezuela’daki karışıklıkların da zanlısı durumunda. Nitekim 2002’de Venezuela’da Devlet Başkanı Hugo Chavez karşıtı ayaklanma IRI tarafından övülmüş ve kurum Venezuela’da düşman ilân edilmişti. Sonradan talihsiz bir açıklama olduğu kabul edilse de ABD’nin başta IRI olmak üzere 3 kurum üzerinden muhaliflere milyonlarca dolar para aktardığı iddiaları cevapsız kalmıştı. O dönemde Chavez karşıtlarının “IRI olmasa muhalif bir cephe oluşturmamız imkânsızdı. IRI sayesinde Washington’da bir araya gelip ortak hareket etme imkânı bulduk.” şeklindeki görüşleri de basına yansımıştı.
Haiti ile ilgili iddialarsa biraz daha farklı. Zira bu kez suçlamaları dile getiren ABD’li bir yetkili. Zamanın Haiti Devlet Başkanı Jean Bertrand Aristide karşıtı hareketin IRI tarafından desteklendiğini söyleyen kişi, o dönemde Haiti’nin ABD büyükelçisi olan Brian Dean Curan. 2001-2003 yılları arasında Haiti’de görev yapan büyükelçi, o dönemde IRI’nın büyükelçiliğinı politikaların akîm bıraktığını iddia ediyor. Curan’a göre büyükelçilik Aristide ile diyalog kurma gayreti içindeyken IRI Haiti temsilcisi Stanley Lucas, muhalifleri örgütlemeyi tercih etmiş. Aradaki ihtilafı soranlara verilen cevap ise, “Büyükelçi eski yönetimin adamı, Beyaz Saray bizim yanımızda.” olmuş. Nitekim Washington’un Curan tarafından uyarılmasına rağmen IRI konusunda bir girişimde bulunmaması da şüpheleri artırmış. Yaşadıklarını geçtiğimiz ocak ayında New York Times’a değerlendiren Curan, ABD’nin Haiti’ye karşı tavrının George W. Bush iktidarı ile birlikte değiştiğini söylüyor. Asıl manidar olan, bu değişikliğin resmî makamlar aracılığı ile değil de IRI vasıtasıyla yansıtılmış olması.
Ayşe Arkış’ın “AKP, DYP ve ANAP’la çok iyi bir iletişimimiz var. Ancak CHP bizden stajyer kabul etmiyor.” sözleri, tartışmanın Türkiye boyutu olduğunu da ortaya koyuyor. Türkiye merkezli eleştirilerde ABD’deki Cumhuriyetçi Parti iktidarının Afganistan ve Irak müdahalelerini ‘demokrasiyi yaymak’ amacıyla gerçekleştirdiğinin altı çiziliyor. IRI’nın özellikle gelişmekte olan ülkelerde çalışması da dikkat çeken diğer bir husus. Nitekim CHP de benzer itirazlarla Gençlik Meclisi’ne destek vermiyor. “Dışarıdan liderlik eğitimi ile lider mi yoksa uşak mı yetişir bilemem.” diyen CHP Gençlik Kolları Başkanı Fatih Pala, partisinin tutumunu, “tüm uygulamalarına karşı olduğu Amerikan Cumhuriyetçiler iktidarı ve onların ‘Şahinler’ takımının bağlantılı olduğu bir STK’ya güven duymamak” olarak özetliyor.
Pala’nın işaret ettiği ‘Şahinler’ daha çok Neo-con adıyla ün yapmış ABD’nin dış politikası üzerinde oldukça etkili bir grup. İlk kez Ronald Reagan ile birlikte iktidara taşınan Neo-con düşüncesinin temel amacı ABD’yi dünya imparatorluğuna taşımak. “Siyaset Güçtür ve güçlü olan dünyaya hükmeder!” felsefesinin arkasında Dick Cheney, Paul Wolfovitz, Brent Scowcroft, Jeane Kirkpatrick gibi çoğunluğu asker kökenli ve Savunma Bakanlığı’nda yetişmiş bir beyin takımı var.
IRI’NIN HEDEFİ NE?
İdeolojilerini daha çok think thank kuruluşları aracılığı ile yayan Neo-conlar, entelektüel tabanları sayesinde akademik camiaya ulaşmakta da zorluk çekmiyor. Alanında ün yapmış stratejistlerle çalışan ekibin, 11 Eylül saldırılarının ardından ABD’nin dış politikası üzerinde çok etkili olduğu düşünülüyor. Önleyici savaş adını verdikleri ‘saldırıya maruz kalmadan potansiyel tehlikeleri bertaraf etme’ maksadını güden Neo-conlara göre güçlü ekonomisi, sağlam siyasi sistemi ve dünyanın en kuvvetli ordusu ile dünya düzenini koruyabilecek tek unsur, ABD.
International Relations Center (IRC) web sitesinde yer alan bilgilere göre Sovyet Bloku’nun dağılmasından sonra kurulan IRI’nın hedefi, anti liberal çizgideki solcu popülist liderler ve yönetimler. CIA’in ideolojik uzantısı olduğu öne sürülen IRI’nın demokrasi tesisinden çok solcuları avlayıp yok etmek istediğini öne süren değerlendirmede iddialar, Haiti ve Venezuela’da iktidar karşıtı ayaklanmalara dayandırılıyor. IRI yetkilileri her fırsatta Cumhuriyetçi Parti ile ilgileri olmadığını söylerken sitede kurumun mütevelli heyetindeki isimlere dikkat çekiliyor. Söz konusu heyette Senato Silahlı Kuvvetler Komitesi’nin ikinci önemli ismi olan ve Irak Savaşı’nın ideologlarından kabul edilen Senatör John McCain, Henry Kissenger’in sağ kolu eski Dışişleri Bakanı, birinci Bush yönetiminin çekirdeğindeki isimlerden Lawrence S. Eagleburger, Neo-con düşüncesini Reagan aracılığı ile iktidara taşıyan Dr. Jeane J. Kirkpatrick ve başkan yardımcılığını Koç Holding Başkanı Mustafa Koç’un yaptığı Amerikan Türk Konseyi’nin (ATC) onursal Başkanı eski Ulusal Güvenlik Danışmanı, emekli General Brent Scowcroft gibi isimler var.
IRI Türkiye Ofisi, Gençlik Meclisi’nden bağımsız bir de siyaset okulu düzenliyor. Derslere eski bakanlar, milletvekilleri, akademisyenler yanında yurt dışından çağrılan uzmanlar katılıyor. Özellikle yabancı konuşmacıların değindikleri konulara bakıldığında ABD’nin dış politikasıyla paralel bir söylem kendini gösteriyor. Nitekim 6 Aralık 2004’te Uluslararası Güvenlik konulu bir sunum yapan Max Boot şunları söylüyor: “ABD Ortadoğu’da demokratik bir değişim hedefliyor. Bunun nasıl yapılacağı konusunda farklı fikirler olması da gayet normal. Şu anda ABD’nin elindeki en büyük silah demokrasi silahı ve bir zamanlar Başkan Reagan bu silahla Demirperde’nin arkasındaki muhalifleri destekleyerek Sovyetler Birliği’ni yıkmıştı. Şu anda aynı işlemin İran, Suudi Arabistan ve Pakistan üzerinde uygulanması gerekiyor.” New York’taki Dış İlişkiler Konseyi’nde ulusal güvenlik etüdleri konusunda üst düzey bir akademisyen olan Boot, programa Council on Foreign Relations (CFR) adına katılmış. ABD’nın gayri resmi dışişleri bakanlığı gibi çalışan CFR, Forein Affairs dergisini de çıkarıyor. Boot, 5 Nisan 2006’da Los Angeles Times’ta yayımlanan yazısında da ABD ile İran arasındaki gerginliği şu sözlerle değerlendiriyor: “Gerektiğinde tek taraflı müdahalenin savunulabileceğini düşünüyorum. Eğer yarın Amerika, İsrail ya da mesela Lichtenstein İran’ın nükleer silah tesislerine saldırırsa bu olayı alkışlarım. Birleşmiş Milletler kınasa bile.”
Türkiye’de yabancı menşe’li kuruluşların tek başına faaliyet gösterme imkânı yok. Bu sebeple genellikle ileride aktif politika hayatına atılmak isteyenler için iyi bir fırsat niteliği taşıyan Gençlik Meclisi’nin ikinci ortağı Türk Parlamenterler Birliği (TPB). TPB Yüksek Danışma Kurulu üyesi ve Eğitim, Sağlık ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Yusuf Ekinci, IRI’ya yöneltilen eleştirilerin Cumhuriyetçi Parti’nin politikalarından kaynaklandığı görüşünde. Ekinci’ye göre Gençlik Meclisi ve benzeri projelerin kapsamı belli. Bu proje dışındaki yanlışlıkların sorumluluklarını partner kurumlara yüklememek gerek. Tartışmanın bir diğer tarafı da Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP). Zira AKP Gençlik Meclisi’ni başından itibaren destekliyor. Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, stajyer öğrencilerin ABD değil Türk vatandaşı olduklarını hatırlatarak eleştirilerin haksız olduğunu belirtiyor. Fırat’a göre önemli olan gençlerin siyasetle tanışması. Buna vesile olan her kişi ve kurumun desteklenmesi gerekiyor. “AKP de, parlamento da siyasete ilgi duyan yetenekli gençlere açık.” diyen Fırat, Gençlik Meclisi’nin çok başarılı bir proje olduğu kanaatinde. Fırat gençler söz konusu olduğunda sergilenen korumacı tavrı özgüven eksikliğine bağlıyor ve seçim dönemlerinde yetişkin sayılan insanların kendi adlarına karar verebileceklerini söylüyor. Fikirlerin virüs olmadığını söyleyen AKP Genel Başkan Yardımcısı, her fikrin savunulabilmesi gerektiği görüşünde. Fırat endişeye mahal olmadığını şu sözlerle dile getiriyor: “Türk insanı, komünizmi de Neo-con ideolojisini de öğrenir ama sonuçta kendi aklıselimini konuşturur. Biz ABD’de yaşamıyoruz ki meselelere onlar gibi bakalım.”
BİR RAKAM
IRI’nın 2003 yılı bütçesi 26 milyon dolarken 2005’te bu rakam 75 milyon dolara çıkmış bulunuyor.
BİR PROJE: GençNet
IRI ve Arı Hareketi’nin 2000 yılında birlikte başlattıkları ‘GençNet: Katıl ve Geleceğini Yarat Ulusal Gençlik Konferansı’ her yıl mayıs ayında düzenleniyor. 81 ilden gelen yüzlerce üniversite öğrencisi 3 gün boyunca ülke meselelerini tartışıyor ve çözüm önerileri sunuyor. GençNet’in altyapısını teşkil eden Arama Konferansları için 6 yılda 52 şehir dolaşılmış. Türkiye genelinde düzenlenen en kapsamlı gençlik projesi olma özelliğini de taşıyan GençNet iki yıldır Arı Hareketi tarafından sürdürülüyor. Ulusal Konferanslara bugüne kadar 4 bine yakın öğrenci katıldı. Yılda bir kez bir araya gelen gençler sair zamanlarda irtibatlarını aynı isimle kurulan web sitesi üzerinden sürdürüyor.
17 nisan 2006








