Uçak İstanbul’a inmek için alçalmaya başladığında Cennet Doğanay için tatlı bir heyecan da başlamıştı. Henüz 15 yaşındaydı, ama siyasi gerekçelerle alınan bir yasak yüzünden dünya medyasına konu olmuş, saçlarını kazıtmış ve her hareketi milyonlarca gözü üzerine çekmişti.
Annesiyle birlikte uçakta planlar yaptılar, gidecekleri yerleri tartıştılar. Ama tatlı heyecan havalimanı kapısından çıkınca yerini şaşkınlığa bıraktı. Nasıl olmuşsa birileri onlar istemediği halde basına haber vermişti ziyaretlerini. Bu yüzden olsa gerek tam olarak anlayamadığı sorulara “Söyleyecek bir şeyim yok.” şeklinde cevap verdi. 15 yaşındaki Cennet Doğanay “sürgünden dönen bir lider” gibi karşılanmış, gazeteciler tarafından evine kadar takip edilmişti.
Türkiye’de başörtüsü yasağına karşı saçlarını kazıtmasıyla tanınan Cennet Doğanay, son bir yılı kabus gibi yaşamıştı. Okulunu seviyor, arkadaşlarıyla olmak istiyordu; fakat inancı gereği örttüğü başörtüyle okula girmesi yasaklanmıştı… Ve sonunda karar verdi; odasına girdi, saçlarını kesmeye başladı. Saçları tutam tutam dökülüyordu önüne, onlarla birlikte göz yaşları da… Türkiye’deki hemcinslerinin kaderine Fransa’dan ortak olan Cennet Doğanay, 2004 yılı eylül ayı başlarında yaşamıştı bunları. Fransa’nın, orta öğretim kurumlarında ‘dini sembolleri’ yasaklamasının ardından okula bereyle girmek isteyen Cennet, bir ay zorunlu tecride tabi tutuldu.
O günlerde Türkiye kamuoyunda da yer almıştı. Yasağın dünya prömiyeri ise 1 Ekim 2004 günü kameralar karşısında ‘kel’ kafasındaki örtüyü sıyırırken çekilen görüntülerle yapıldı. 15 yaşındaki Cennet, ‘küçük’ dünyasında verdiği mücadelenin Avrupa Birliği pazarlıklarına konu olduğundan ise habersizdi. O günden sonra çok şey yaşandı. Cennet, bir ay boyunca alınmadığı derslere uyum sağlamakta zorlandı. Fransa’daki yasağı ve okulunu dünya gündemine taşımasına tepki veren bazı hocaları notlarını düşürdü. Bütün bu yaşananların üstüne bir de babası işten çıkarıldı…
Saçlarımı keserken çok ağladım
Cennet, Louis Pasteur Lisesi 1. sınıfa gidiyor. Bu yıl ilk birkaç hafta derslere devam edemediği için sınıfta kalacak. Yine de iyi giden bir şeyler var. Bazı hocaların ücretsiz telafi dersi vermeyi teklif etmesi gibi. Başarılı bir öğrenci olan Cennet okul hayatının dışında da oldukça aktif. Boks yapıyor, futbol oynuyor, maraton koşuyor. Atletizmde ise Strasbourg dördüncülüğü kazanmış.
11 yaşından beri başını örten Cennet, başörtüsü yasağının yeni öğretim yılında uygulanacağını duyduktan sonra yaz boyu ne yapacağını düşünmüş. Okulu açılmadan önce saçlarını kazıtma fikrinden ailesine bahsetmiş. Bu kadar ‘ileri’ gidebileceğini düşünmediklerinden ‘olmaz öyle şey’ diyerek geçiştirmişler. Ta ki odasında gizlice saçlarını kestiğini öğrenene kadar. Cennet, “Çok ağladım.” diye anlatıyor o ânı. Neden yaptığını soranlara, “Başka şansım yoktu.” diye cevap veriyor. Saçlarını kestikten sonra annesini çağırıp kazıması için yalvarmış. Kendi ifadesiyle “kel” kafasını gördüğünde hiçbir şey hissetmemesini de “Allah’ın yardımına” bağlıyor.
Bunca sıkıntının ardından Cennet ve annesi Meryem Doğanay, geçen hafta dinlenmek için İstanbul’a geldi. Sultanahmet, Ayasofya, Topkapı Sarayı, Kız Kulesi gezilecek yerler arasında başta geliyordu. Birkaç dostu ziyaret edecek, alışveriş yapacaklardı. Bu nedenle ev sahiplerine özel bir rica ilettiler: “Ziyaretimizin basına duyurulmasını istemiyoruz.” Fakat, “Cennet Doğanay İstanbul’a geliyor!” haberi nasıl olduysa tüm haber merkezlerine iletildi ve her iki taraf açısından da “tatsız” bir kovalamaca başladı.
Sessiz sedasız bir ziyaret planladıkları için havaalanındaki kalabalık karşısında şaşkınlık yaşadılar. Doğanay ailesinin basınla görüşmek konusundaki isteksizliği ısrarlar karşısında öfkeye dönüştü. Türkiye’den ayrılmadan bir gün önce çayını yudumlarken izlenimlerini sorduğumuz anne Meryem Doğanay, “Gazeteciler, bizimle görüşmek için bir tek Recep Tayyip Erdoğan’ı koymadılar araya!” diye yılgınlığını dile getiriyor. Bazı muhabirlerin havaalanından kalacakları eve kadar onlarla birlikte gitmesinin basınla görüşmeme kararlarını pekiştirdiğini de sözlerine ekliyor. Bu nedenle tanışma ziyaretlerine karşı bile temkinliler.
Kendileri için hazırlanan alternatif(!) program nedeniyle çok yorulduğunu gizlemeyen Meryem Doğanay, İstanbul’da olmanın Cennet’e iyi geldiği görüşünde. Her şeye rağmen gösterilen ilgiye, bir basın toplantısı ile karşılık vermek isteyen Cennet, uzanan mikrofonlara teşekkür edip susuyor. Söylenecek pek bir şey de yok aslında. Sonra sorular: Fransa’ya dönecek misin? Okula gidince ne yapacaksın? Başörtüsüyle girmeyi deneyecek misin? Fransa’da tüm dini simgelerin okullarda kullanımı yasaklandı. Diğer öğrenciler tepki göstermezken senin direnmekteki amacın ne? Türkiye’nin AB’ye girişiyle sorun çözülür mü? Müktesebattaki ifadeleri nasıl değerlendiriyorsun?
Fransız halkından büyük destek aldım
Cennet Fransa’da doğup büyüdüğü için Türkçe konuşmakta zorlanıyor. Kısmen anladığı sorulara başı önünde kısık bir sesle cevap veriyor. En önemli mesajı ise her şeyiyle bir çocuk olduğunu ortaya koyan mahcup yüzü ve göz bebekleri veriyor belki. Annesinin tercümanlığı ile devam eden ikinci bölümde Fransızca konuşurken ise kendini ifade etmenin coşkusu yansıyor yüzüne. Ürkekliği üstünden atıp peş peşe sıralıyor cümlelerini. “Ben sadece bütün arkadaşlarım gibi okula gitmek istiyorum… Fransız halkından çok büyük destek aldım. Arkadaşlarım hep yanımdaydı. Onlar olmasa bu kadar dik duramazdım. Saçımı kazıttıktan sonra okula girdiğimde çevremi sarıp sınıfa kadar benimle geldiler. Yaptığımdan hiç utanmadım. Kazandıklarımın yanında kaybettiklerimin sözünü etmeye değmez. Saçlarımı kaybettim ama inancım ve azmim arttı.”
21 şubat 2005








